18 Mar 2013

Mutluluk

p.s. Tablo Dino'nun mu değil mi muallakta velakin isteseydi ben ona mutluluğun resmini gösterebilirdim (:

İnsanın en büyük hatası ufacık olumsuzlukları büyütüp devleştirirken belki yıllardır gözünün önünde olan güzellikleri farkedememesidir bence. Pesimist insana fobim var benim. "Yağmur yağdı içim şişti", "terkedildim ölüyorum", "yolda sevgili gördüm moralim bozuldu", "aşk acısı çekiyorum çok kötüyüm" insanları boğuyo beni. Bilmem kim bilmem ne dedi diye hayata küsen işi intihara kadar götürebilecek insanlar gördüm ve gülsem mi ağlasam mı şaşırdım kaldım. Yapmayın etmeyin gözünüzü seveyim. Böyle depresyon kafalı bi insan olmasamda arada sırada gelirler banada. Özellikle uzun süre herşeyi tek başıma yapınca bi kötü olurum böyle kötü hissederim. Bu sıralarda öyleydim işte. Her filme,her tiyatroya yalnız gittim. Her kitabı yalnız okudum. Her kahveyi yalnız içtim. Bide üstüne grip olunca bi melankoli çöküverdi tepeme. Telefonumu kapattım. Kareli battaniyemi, tuvalet kağıdı rulomu, çöp kutumu aldım koltuğa attım kendimi. Annem takmadı hiç gitti gezmeye. Kendi kendime yattım, yattım, yattım. Grip mi nezle mi yıllardır ayırt edemediğim o şeyde gözlerimi doldurunca ağlayasım geldi. Aldım telefonu babamı aradım. "Hastayım ben dedim." Normalde olsa kızardı. "Neden hasta oluyosun, baksana kendine. Niye sıkı giyinmiyosun. Kansızsın et yemiyosun." diye konuşurdu da konuşurdu. Bu sefer öyle yapmadı "Nen var kuzum" dedi. Ağzını yüzünü yiyesim, kalkıp gidesim, boynuna sarılasım geldi. Konuştuk biraz kapattık. Dedem aradı. "Guzucuğum" dedi. Belki gribim geçmedi ama kalbimdeki bütün ağırlık uçtu gitti. Hafifledim. Rahatladım. Ertesi gün babam evdeydi. Kahvaltı sofrası kuruldu. Dedemle babaannem geldi. Hasta halimle erken kalktım saatlerce oturdum o sofrada. 19 yıldır dinlediğim şeyleri tekrar tekrar dinledim. Onlar anlattıkça mutlu oldu ben dinledikçe. Sabah kahvaltısına bi kere daha aşık oldum. Şimdi iyileştim süperim. Böyle bi yazasım geldi. Farkettim ki annemin bütün umursamazlıklarına, sevgisizliğine, anlayışsızlığına rağmen benim muhteşem bi ailem var. O'nu şöyle bi kenara çıkardığım zaman yaptıkları ve yapacaklarıyla her zaman gurur duyabileceğim, merhametli, sevgi dolu ve hümanist -evet hümanist- bi ailem var. Hayatta hiç "muhteşemlik" aramadım. O yüzden annem neden böyle diye sormuyorum artık çünkü elimdekiler onun yerini kat kat dolduruyo. Aslında çok mutlu olarak yazdım bunları ama nedense hüzünlü bi yazı oldu. Olsun. İşin özü: Olumsuzlukları hayatınızın merkezine koyup kendi kendinize eziyet etmekten vazgeçin artık. Hayat öyle güzel ki!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder