Uzun zamandır en içten inandığım şeylerden biri "alarak mutlu olmak." Her ne kadar kapitalist düzenin ekmeğine yağ sürüyo olsakta kendine bişeyler alarak daha doğrusu kendisi için harcayarak mutlu olmayacak bi insan yoktur bence. Hani diyoolla ya alın verin ekonomiye can verin yok yavrum o öyle olmuyo alın verin mutlu olun çokzel bişey bak çok hoşlu moşlu bişey falan olması lazım onun. O yüzdende çok sevdiğim bloggerlardan bazıları diyo ya aldım rahatladım :D aynen alıyoruz rahatlıyoruz :D aslında postun önermesi bu değil olmamalı yani ama oldu :D neyse artık çüçük fotoroman yapcam ben şimdi ama bol yazılı :D ama fotoroman :D
Öncelikle seni iki yeni arkadaşımla tanıştırmak istiyorum. Birsen Tezer beybimle uzun zamandır büyük bi aşk yaşıyoduk ama fiziksel olarak temasa geçememiştik bi türlü. Efendime söyliyim geçen bi baktım Ada Kültür'de 3 Mart Pazar günü saat 16.00-18.00 arasında Birsen'imin imza günü varmış. İkinci Cihan'ını imzalicakmış. Yeteeer bu ayrılıık canıma tak etti dedim ve gidip albümü aldım. Kısmetse yarın kendisi imzalanıcak.
Cafe de Pera'ya gelecek olursak o benim ebedi sevgililerimden biridir. Bugüne kadar ilişkimizi burda ifşa etmemiştim lakin içerisinde gizlediği nağmeler her daim gönlümü feth etmiş, vücudumdaki adrenalin seviyesini arttırmıştır. Öyle raflardan hüzünlü hüzünlü beni kesmesine daha fazla dayanamadım ve onuda attım sepete. Sonuç olarak iki gündür sevişiyoruz.
Ve bir DIY projesiyle karşındayım bebeğim. Bu gördüğün Biramania eskiden dışı lacivert bir bloknottu kendisi ucuzluğu sebebiyle alınmış ve modifiye edilmiştir. Anlayacağın artık Tuborg kalp ben.
Bu fotoğraf aslında eski. Yoğunluktan bilgisayarın bi köşesine itilmiş acı dolu bi kare. Oda aramızdaki yerini alsın istedim. Final haftası, eskiçağ, osmanlıca, gözlük, kahve ft. ben.
Dün hayatımda ikinci kere pilav yaptım. Yemek yapmayı ve yemek tariflerini müthiş derecede seviyo oluşuma karşın bulaşıklardan bi o kadar nefret ediyorum. O yüzden genellikle annem evdeyken bişeyler yapar bulaşıklarıda bırakır kaçarım. Ama dün annem yoktu. Hayvanötesi açtım ve evde karnıbahar vardı! Yani iş başa düştü ve pilav yaptım. Valla ilkinden güzeldi. İlk yaptığımıda canımın içi dedemle babaannem beni üzmemek için bayıla bayıla yemişti. Üzmemek için çünkü tuzsuz ve lapaydı :D
Ben hatıralara çok çok fazla değer veren bi insanım. Öyle ki hatıralarla yaşayabilirim. Ve hayatta en sevdiğim şeylerden biride biriktirmektir. Manevi değeri olan şeyler dışında günümüz çikolata ambalajlarını, poşetleri vs.de biriktiriyorum çünkü en büyük hayallerimden biri 20-30 yıl sonra bi vintage müze açmak. Eskiyi ve eski olan herşeyi çok seviyorum. Fotoğrafın en üstündeki Nestle çikolatayı ve Dr. Oetker's setini sırf eski ambalajları için aldım. Onun dışındakiler bi zamanlar en sevdiklerimle içtiğim nargilelerin sipsileri(hala cappucino kokuyolar), sinema biletleri, afişler, hediyeler vs.vs. Bence insan anılarıyla varolur. Yani onlar ben'im bende onlar'ım.
Bi de özlediklerim var. Özlemek bazen insanı sevdiklerine bağlar bazende içini parçalar, kanatır. Benim özlediklerim ufak tefek, gülümseten cinsten şeyler (:
Mesela şu anı çok ama çok özledim. Soğuk kahve içmeyi, orda burda atıştırmayı ve hafif rüzgarlı sıcakta uzun uzun yürümeyi...
Ne yalan söyleyeyim fazla sevmememe rağmen dondurmayıda özledim! Sonuçta dondurma=yaz (:
Şöyle güzel bi havada sevdiğim ve beni anlayan biriyle eyleme gitmeyi o insanları fotoğraflamayı özledim.
Sıcacık bi kahveyle battaniye altında kitap okumanın tadını herkes sever. Ama ben bu ara soğuk şeylerle manzaralı cafelerde kitap okumayı özledim.
Dediğim gibi bunlar tatlı özlemler umarım özlediklerim hep böyle kalır ve beni üzmezler. (:


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder