Bu blogla ısınamadık mı noldu bilmiyorum ama bi türlü giripte bişeyler karalayamıyorum. Eski blogumla çok iyiydik, çok kankaydık, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Neyse gece gece hiç sherlock holmes'cülük oynayasım yok en iyisi bi seriye başlıyımda en azından haftada bir falan yazar oyalanırım. Bakalım ben bugünlerde napıyomuşum. (o bugünlerde son bi kaç ayı falan kapsar heralde)
Öncelikle demet akalın yollusuna nispet yaparcasına "sevgilimi koluma takarım bebekte üç beş tur atarım" modunda boool boool gezip fotoğraf çekmeye çalışıyoruum.
26 Ocak doğum günümdü. Kötü başlasada güzel bitti ondan ötürü büssürüüü "mutluluk nedeni" isimli hediye aldım. (:
Bizim evde yılın ilk üç ayı şenlik modunda geçer. Nedense hepimiz kış çocuğuyuz. Sırasıyla benim doğum günüm, annemle babamın evlilik yıldönümü+annemin doğum günü, canciğer küçük kardeşimin doğum günü ve çirkef ortanca kardeşimin doğum günü şeklinde kusana kadar pasta yeriz ilk üç ay. Buda annemle babamın 20.yıl pastası kestaneli falan afiyetle yedik :D
Ay hep bi kuğul olma çabası, bi marjinallik, bi hayatım renkli kafaları falan dersende rutinimi gösteriyim. Kahvesever bir insan olsamda arada yokluktan yada üşengeçlikten kendimi çaya alıştırmaya çalışıyorum. Çayı sevmem pek olası değil ama kitaplar sağolsun hep yanımdalar (:
İşte böyle günler, haftalar, aylar hatta yıllar geçip gidiyo. Geçen gün düşündümde ben küçükken yıllar hiç geçmez bi ömür gibi gelirdi bana. Bi sonraki doğum günüm sanki hiç gelmicek gibiydi. Şimdi bi bakıyorum zaman nasıl geçmiş farketmemişim. Galiba insan büyüdükçe zaman kavramı farklı işler oluyo...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder